Toygun ATİLLA
MARMARAY REKORU
Geçtiğimiz Cuma günüydü. Tüm ajanslar ve haber bültenlerinde vardı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Marmaray’ın 20 Aralık’ta 743 bin 596 kişiye hizmet vererek yolcu rekoru kırdığını duyuruyor ve şöyle devam ediyordu: “Marmaray’ın yolcu sayısı her geçen gün katlanarak artmaya devam ediyor. 24 Şubat 2024’teki 737 bin 981 yolcuyla kırılan rekorun ardından gelen bu yeni rekor, hattın ne kadar doğru bir yatırım olduğunu bir kez daha ortaya koydu” diyordu.
YA YANLIŞ YATIRIMLAR?
Abdulkadir Uraloğlu doğru söylüyordu. Marmaray doğru yatırımdı.
Mamafih,
Abdulkadir Uraloğlu, Marmaray’ın rekorunu öve öve bitiremeyip de açıklamalarını yaparken aklıma nedense yanlış yatırımlar geldi.
Mesela, yolcu uğramayan Afyon Zafer Havalimanı, Balıkesir Havalimanı gibi…
Daha da önemlisi Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren hattı gibi…
Yapımına 2008’de başlanan ve açılışı 8 kez ertelenen Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren projesinden bahsediyorum.
Şimdi sıkı durun,
5 MİLYAR DOLARLIK İKİ PROJEDEN BİRİ GÜNDE 743 BİN KİŞİ DİĞERİ 1800 KİŞİ TAŞIYOR
Üç aşağı beş yukarı rekorlar kıran Marmaray projesi ile Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren projesinin maliyetleri aşağı yukarı 5 milyar dolar civarında…
Marmaray 1 günde 743 bin 596 kişi taşıyarak rekor kırdığı gün merak edip Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren Projesi bir günde kaç kişi taşıyor diye merak ettim.
Marmaray ile aynı maliyete mal olan Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren hattında günde ortalama 1800 kişi seyahat ediyordu.
Her ikisi de 5 milyar dolara mal olan iki projenin birinde günde 743 bin 596 kişi diğerinde aşağı yukarı 1800 kişi…
Biri maliyetini çıkararak neredeyse ülke ekonomisine katkı sağlamaya başlarken diğeri daha proje aşamasından itibaren 8 kez açılışı ertelenmesi bir yana, günde 1800 kişiye hizmet veriyordu.
Yukarıda örnek verdim. Afyon Zafer Havalimanı, Balıkesir Havalimanı, Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren Projesi…
Örnekler çoğaltılabilir.
NEDEN?
Ülkenin iş, istihdam, ekonomi üreten en çok vergi veren illerinde doğru, gerçekçi ve ciddi projeler yapmak yerine, popülist, siyasi ve rantiye projeler yapmak?
Neden?
Ülkenin zenginliği yerine, birilerinin zenginliğini seçmek…
Neden?
Ölü yatırımlarla Türk halkının sırtına binmek…
Neden?
Ve her şeyden daha önemlisi, “Ben yaptım oldu” diyenlerin yanına kar kalması…
Denetimsizliğin, rantiyenin sürdürebilir olduğu bir ülke.
DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI DİYE BİR KURUM VARDI
Oysaki,
Bu ülkede bir zamanlar Devlet Planlama Teşkilatı diye bir kurum vardı.
Bu kurum, “Ben yaptım oldu” zihniyetine karşı sigortaydı.
DPT kamu ve özel sektörde sanayileşmenin ve ekonomide büyümenin önünü açan kalkınma stratejisini, 5 yıllık kalkınma planlarını hazırlar, ekonomiye ve devlet bürokrasisine de nitelikli kadrolar kazandırırdı.
Sevgili Servet Yıldırım ağabeyin de bir yazısında belirttiği gibi, politikacılar DPT’yi genellikle sevmediler, planlamanın önemini kavramakta her zaman zorlandılar. Bazen, “Bize plan değil pilav lazım” dediler.
PLAN DEĞİL PİLAV LAZIM DİYENLERİN ESERLERİ
İşte, yukarıda saydığım ve arkasına onlarcasının eklenebileceği, Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren projesi ve yolcusuz havalimanları gibi projeler, “Bize plan değil,, pilav lazım” diyenlerin eseriydi.
MEHMET ŞİMŞEK’İN SORUMLULUĞU
Son söz,
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dibe vuran Türk ekonomisini su yüzüne çıkartmak için önemli mücadeleler veriyor, hazinenin kasasını doldurmaya çalışıyor.
Her gün Türk halkı yeni vergilerle güne uyanıyor. Bir yandan da kamuda tasarruf planları gündeme sokuluyor.
Mehmet Şimşek’e düşen, “Bize plan değil, pilav lazım” diyenlerin kamudaki proje diye ortaya koydukları rantın da önünü kesmektir. Bu, ülke insanı için kendisine düşen yegane sorumluluktur.
patronlardunyasi.com