YASED’den “rekabetçiliği artırmalıyız” uyarısı

tarafından
5 hours önce

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Engin Aksoy, küresel ekonomik ve siyasi gelişmelerin ticaret savaşlarını ve küresel tedarik zinciri kırılmalarını tetikleyeceğini belirterek, “Türkiye rekabetçiliğini artırarak, dönemin yaratacağı fırsatlardan yararlanabilir” dedi.

YASED olarak önümüzdeki dönemde rekabetçiliğin yanında küresel üretim ve ticaret akışlarına/trendlerine odaklanacaklarını vurgulayan Engin Aksoy, “Uluslararası yatırımlar için en önemli istikamet vericinin küresel tedarik zincirlerindeki yeni yapılanmalar olduğunu düşünüyoruz. ABD, AB ve Çin başta olmak üzere tüm ticaret ortaklarımızla uzun soluklu ve stratejik iş birlikleri gerçekleştirmemiz gereken bir döneme giriyoruz. Bu çerçevede, ekonomik programdan taviz vermeden bizi rekabetçi kılacak temel parametrelere ulaşmayı hızlandırmak durumundayız” diye konuştu.

Aksoy, küresel ekonomik ve siyasi gelişmelerin ticaret savaşlarını ve küresel tedarik zinciri kırılmalarını tetikleyeceğini belirterek, “Türkiye rekabetçiliğini artırarak dönemin yaratacağı fırsatlardan yararlanabilir” dedi.

Rekabet gücünü artırmada istikrar ve öngörülebilirlik önemli

Aksoy, “Maliyette rekabetçi olmak elbette ki her zaman önem taşıyor ama rekabetçiliğimizi sadece maliyet avantajımız ile tanımlayacağımız dönemi zihinlerimizde kapatmamız gerekli. AB’nin bile raporlarında vurguladığı istikrar ve öngörülebilirlik kalkınmada, büyümede ve UDY çekmede hayati öneme sahip. Bu alandaki başarılı ülkelerin iyi yaptığı şey, yatırım ortamına yönelik mevzuat yaparken, sektörleri regüle ederken iş dünyası ile yakın istişare içinde hareket etmek. Yatırımcıya sürpriz yaşatmamak, düzenlemelerin hayata geçmesinde süre tanıyarak uyumlarını güçlendirmek ve kolaylaştırmak önemli.” değerlendirmelerinde bulundu.

Şirketlerin beklentisi ılımlı bir büyüme yönünde

YASED’in 6 ayda bir gerçekleştirdiği ve üye şirketlerin CEO’larının katılımıyla düzenlenen PULSE Anketi’nin son verilerini de değerlendiren Engin Aksoy, şu bilgileri verdi:

“Öncelikle, 2025 yılı için şirketlerimizin genel olarak ılımlı bir büyüme beklentisi içinde olduklarını görüyoruz. Döviz kurları ile ilgili kaygılar bir miktar azalsa da vergi yükü gibi konuların yatırımcıların gündemindeki ağırlığı artırıyor. Çoğu şirketimiz makroekonomik istikrarın sağlanması ve öngörülebilirliğin artması halinde yatırımcı güveninin artacağı ve Türkiye’ye 13,5 milyar dolarlık ek yatırım çekilebileceklerini ifade ediyorlar.

Katılımcı şirketlerimizin %48’i önümüzdeki altı aylık dönemde büyümeye devam edeceklerini öngörüyor. Bu olumlu görüntü, ihracat gelirlerinden işgücü büyüklüğüne kadar birçok parametrede de kendini gösteriyor. 2025 yılında CEO’larımız Türkiye’nin küresel ekonomiden daha hızlı büyümeye devam etmesini bekliyor. Diğer yandan 2025 yılında 2024 yılına kıyasla Türkiye ekonomisi için biraz daha düşük büyüme oranları öngörülüyor. Ankete katılan şirketlerin CEO’larına, çeşitli firma dışı tehdit unsurlarının önümüzdeki 12 ay içinde Türkiye’deki faaliyetlerini nasıl etkileyeceği soruyoruz.

Enflasyon ve kur belirsizliği risk

Aksoy başlıca riskler değerlendirmelerini şöyle sıraladı; Katılımcıların %85’i tarafından belirtilen enflasyon ve %79’u tarafından belirtilen döviz kuru belirsizliği. Kayda değer bir değişim de idari ve vergi yüküne ilişkin endişelerin %50’den %60’a yükselmesi oldu. İdari ve vergi yüklerine ilişkin endişelerin %60 seviyesine ulaşması, bu alana temkinli yaklaşılması gerekliliğin ortaya koyuyor diyebiliriz.”

“Uluslararası doğrudan yatırımcılar için “Güven Endeksi” üzerinde çalışıyoruz”

YASED Başkanı Aksoy, Türkiye’nin küresel anlamda rekabetçilik bakımından nerede olduğunu ve ön plana nasıl çıkacağına dair bir kıyaslamanın yapılacağı uluslararası doğrudan yatırımcılar için ‘Güven Endeksi’ oluşturulmak üzere çalıştıklarını da kaydetti.

Dünya genelinde seçimlerin çok fazla olduğu bir yıl olduğunu hatırlatan Aksoy, sözlerine şöyle devam etti:

“ABD ekonomisindeki güçlü seyir, Çin ekonomisindeki yapısal sorunların derinleştiğini görmek, Japon ekonomisinin biraz geleneksel yöntemlerden, politikalardan farklılaşma eğilimi ve Türkiye için çok önemli olan Avrupa ekonomisinin zayıf performansı yılın önemli gelişmeleriydi.

Trump’ın göreve gelmesiyle uluslararası tarifeler de başlayabilir, AB başta olmak üzere birçok ülkenin korumacı politikalara geçiş endişesi de hakim. Ancak, Bu yıl, ABD’nin farklı ülkelere uygulayacağı tarifeler bizim ABD pazarındaki payımızı artırmamıza fırsat sağlarken, özellikle Çin’e gelecek tarifeler Çin’in alternatif pazar arayışını artırabilir.”

Don't Miss

Karma çağrısı: National Health Investors üçüncü çeyrekte büyüme ortamında karışık sonuçlar açıkladı

Karma çağrısı: National Health Investors üçüncü çeyrekte büyüme ortamında karışık sonuçlar açıkladı

Uluslararası finans kuruluşlarından deprem bölgesine katkı

Başta Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'ndan (IBRA) olmak üzere